http://www.ehliyol.tr.cx

Selamun Aleyküm. Sitemize Hoşgeldiniz...




Sitemizden Yararlanmak İçin Giriş Yapın veya Kayıt Olun...




Hayırlı Vakitler Geçirmeniz Dileğiyle...



 
AnasayfaSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap
Giriş yap
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni hatırla: 
:: Şifremi unuttum
Similar topics
En son konular
» Esselamu Aleykum
C.tesi Mart 28, 2015 11:47 pm tarafından Dilzar-ı_Sofi

» Murat Belet - Matem Ayi Albümü
Salı Mayıs 15, 2012 8:12 pm tarafından mihrimah

» GAVS HZ.'LERİNİ AĞLATAN HADİSE
Paz Ocak 29, 2012 6:20 pm tarafından kursi

» selamun aleykum
Perş. Mayıs 19, 2011 1:07 am tarafından Misafir

» babanın oğluna nasihati
Cuma Şub. 11, 2011 1:12 am tarafından yoluna kurban

» YA RABBİ NE BÜYÜK BİR KAPI.SEN MÜNKİR EYLEME!!
Ptsi Ocak 31, 2011 2:28 pm tarafından edep ya hu

» ilahi istekleri buraya
C.tesi Ara. 25, 2010 2:27 pm tarafından sedat06

» Radyo Yayınımız Başlamıştır...
C.tesi Ara. 25, 2010 12:48 am tarafından seher demir

» DUANIZA İHTİYACIM VAR
Ptsi Ara. 13, 2010 4:00 pm tarafından mimar

» Gavs hz.lerinin Zikir Hakkindaki Bütün Sohbetleri
Perş. Ara. 02, 2010 9:01 pm tarafından femeimusulmane

» ''UYY ULA BAHA SOFİLUK BULAŞMİŞ''
Paz Kas. 28, 2010 2:29 am tarafından chilelisofi

» GAVS HZ.'LERİNİN HİMMETİNE BAKIN
Paz Kas. 28, 2010 2:23 am tarafından chilelisofi

» GÜL AHMEDİM İLAHİ SÖZLERİ
Salı Kas. 23, 2010 5:09 pm tarafından Misafir

» kurban bayramı tebrik
Perş. Kas. 18, 2010 1:34 pm tarafından yoluna kurban

» virdi uzun sürenlerin dikkatine
Paz Kas. 14, 2010 1:16 pm tarafından Halise

BİR DUA
BİR HADİS
NAMAZ VAKİTLERİ
0537 927 27 45


Paylaş | 
 

 Hizmetin Yapanlar Özel Himaye Altındadır

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Admin
Admin
Admin


Mesaj Sayısı : 922
Yaş : 27
NERDEN : ELAZIĞ
Kayıt tarihi : 15/10/08

MesajKonu: Hizmetin Yapanlar Özel Himaye Altındadır   Cuma Ekim 17, 2008 12:41 pm

Hizmet Allah'ın emanetidir. Allah için hizmet eden kimse Yüce Allah'ın himayesindedir. Bu himaye ihlasa bağlıdır. Niyeti güzel olanın feyzi kesilmez, ameli zayi olmaz. Dost olan dünya ve ahirette yalnız bırakılmaz. Edeple Hakkın işini gören kimselerin pişman olduğu, zarar ettiği tarihte görülmemiştir. Canını ve malını sevip onu özel himaye altına almak isteyen kimse onları Allah için Allah yolunda harcamalıdır. Büyük arif İmam Şa'ranî (k.s) anlatır:

Mürşidim Ali b. Vefa (k.s) derdi ki: Müridlerden kim Alemlerin Rabbinin özel himayesinde olmak istiyorsa, mürşidine sadakatle hizmet etsin, onun emirlerine canla başla koşsun. Yapılmasını işaret ettiği işlerde mürşidine muhalefet etmesin. Hizmette olan müridler daima Yüce Allah'ın şu ayetini düşünsünler:

"Süleyman'ın emrine de kasırga gibi esen rüzgarı verdik. Rüzgar onun emriyle hareket eder, içinde bereket yarattığımız yere doğru eserdi. Biz her şeyi biliriz.

Ayrıca şeytanlardan bir grubu da Süleyman'ın emrine vermiştik. Onun için dalgıçlık yaparlar (denize dalıp inciler çıkarırlar) ve bunun dışında başka işler de görürlerdi. Biz onları özel gözetim ve muhafaza altında tutuyorduk."144

Bakınız Yüce Allah sadık dostlarının hizmetinde bulunan ve emri altında çalışan kimseleri nasıl muhafaza ediyor."145

Müfessirler, cinlerin neden ve nasıl muhafaza edildiği konusunda şu açıklamalarda bulunmuşlardır:

Allahu Teala, Hz. Süleyman'ın emrinde çalışan cinleri, diğer kötü cinlerin şerrinden koruyordu. Onları bu hayırlı işten alıkoymak isteyen cinlere fırsat vermiyordu.

Yüce Allah, önündeki işini bozmak isteyen cine fırsat vermiyor, hem elindeki işi koruyor hem de onu yapan cini muhafaza ediyordu. Allahu Teala hizmette olan cinleri diğer cinlere ve insanlara zarar vermekten alıkoyuyordu.

Ayrıca Allahu Teala cinlerin gündüz yaptığı hizmeti ve hayırlı amelleri gece zayi etmelerinden onları muhafaza ediyordu. Hz. Süleyman (a.s) cinlerden bazısını bir işe gönderdiği zaman yanına bir de insan veriyordu. Bu insana, o cini devamlı gece gündüz hizmetle meşgul etmesini emrediyordu. Çünkü cinler gündüz yaptıkları hayrı gece boş kalınca koruyamıyor, bir şekilde onu mahvediyorlardı.146

Hz. Süleyman (a.s), emri altındaki bu zayıf varlıkları kuvvetli kimselerle destekliyordu. Böylece onlara merhamet ediyor, iyilik yapıyor, vefa gösteriyordu.

İnsanı bütün hayırlı ibadet, iş ve hizmetlerden geri koyan önce nefsi, sonra kötü arkadaşıdır. Bir de boş kalmaktan, işsiz, ibadetsiz, hedefsiz yaşamaktan şiddetle sakınmalıdır. Tek başına kalan kimseye şeytan yakın olur. Onun hem niyetini, hem amelini bozar. Boş kalan kimse, boş işlere bulaşır. Onun için her insan salih insanların nezareti altında Allah yolunda bir çeşit hizmet etmeyi ve onların nazarları altında kalmayı cana minnet bilmelidir. Bugün kâmil mürşidlerin, Rabbani alimlerin nezaretinde görülen bütün hizmetler ve o hizmetleri yürütenler, Hz. Süleyman'ın (a.s) nezaretinde görülen hizmetler ve hizmetçiler gibi Yüce Allah'ın himayesi altındadır. Bu kıyamete kadar böyledir. Yeter ki, hizmet edenin ihlası zedelenmesin, hizmetteki edepler zayi edilmesin.

Her mümin Allah yolundaki hizmetlere bir şekilde katılmalıdır. Malı ve canı ile bizzat hizmetin içinde olamayan kimseler, kalbi, niyeti, duası, sevgisi ve rızası ile hizmetlere destek vermelidir.

Bir hayra rıza gösteren, teşvik eden ve sebep olan kimse, o hayrı yapmış gibidir. Müminin niyeti amelinden hayırlıdır. Bir hayra niyet eden fakat gücü yetmediği veya bir mazereti olduğu için onu yapamayan ve buna üzülen kimse, o hayrı yapmış gibi sevap alır. Bunun ölçüsü, niyet edilen şeyi yapma fırsatı bulduğunda hemen yapmaktır. Yoksa boş temenni olur. İyi şeyleri temenni etmek de güzeldir, fakat bu temenni azim, arzu ve karar derecesine çıkmalı ki, o işi yapılamayınca bile sevap kazandırsın.



Hizmetlerin Hedefi Nefsin Islahıdır

Bir insanın nefsini ıslah etmesinden daha büyük bir hizmet yoktur. Çünkü nefsi ıslah, kalbi ihya, ahlakı güzel olan bir insan hem kendisine, hem çevresine hayır verir, rahmet olur. Bütün dünya, böyle bir insana muhtaçtır. Yüce Allah bütün dünyayı bu şerefli insanın o büyük hizmetini görmesi için yaratmıştır. Yüce Allah'ın boyası ile boyanıp Allah adamı olmayan kimse, kainata bir yüktür. Kalbi Allah Allah diye atmayan ve Yüce Allah'ını tanımayan kimse ölüdür. En büyük ve en güzel hizmet işte bu ölü kalbi diriltmektir. Her şeyin yok olacağı ve hiçbir şeyin fayda vermeyeceği günde insana fayda verecek sadece bu kalptir. Buna kalb-i selim denir. Kalbe bu hizmeti vermeyen ve insanı edeplendiremeyen bütün hizmetler, sonuçta hezimettir.

Hizmetin hedefi binaları değil, insanı süslemektir. Güzelleşmesi gereken ahlakımızdır. Allahu Teala bütün ibadetleri kendisini zikir için emretmiştir. Her ibadet ve hizmetten sonra kalbimize yönelip kendimizi kontrol etmeliyiz. Bu ibadetin ve hizmetin içinde iken kalbim ne kadar Allah'ı zikretti, ne derece gafletten uyandı ve hangi kusurlarını anlayıp istiğfar etti diye düşünmelidir.

Bütün zikirlerin meyvesi edep ve hizmettir. Her türlü ibadet ve hizmetin gayesi de Yüce Allah'ı zikir ve yüceltmektir. Zikri artan kimsenin tevazu, edep ve halka hizmeti arttığı gibi, hizmetlerin içinde koşan kimsenin de zikri, fikri ve şükrü çoğalmalıdır. Aksi durumda zarar var demektir.

Şu hadis bu konuda hepimizi uyarmaktadır: Muaz b. Enes (r.a) anlatıyor:

"Bir adam Hz. Peygambere (s.a.v) gelerek: Hangi cihad daha faziletlidir; hangi mücahit daha çok sevap alır? diye sordu, Efendimiz (a.s):

-En faziletli cihad, içinde Allah'ın en fazla zikredildiği cihattır. En fazla sevap alacak mücahit de, Yüce Allah'ı en çok zikreden mücahittir, buyurdu. Adam:

-Sevabı en fazla olan oruçlu kimdir? diye sordu, Efendimiz (a.s):

-Yüce Allah'ı en çok zikreden oruçlu en fazla sevap alır, buyurdu. Adam, namaz, zekat, hacc ve sadakayı sordu, Efendimiz (s.a.v), her defasında:

-Bu ibadetleri yaparken Yüce Allah'ı en çok zikreden kimse, en fazla sevabı alır, buyurdu. Orada bulunan Hz Ebu Bekir (r.a), Hz. Ömer'e:

-Ya Eba Hafs, zikredenler bütün sevabı alıp götürdüler, dedi. Rasulullah Efendimiz (a.s), ona yöneldi:

-Evet öyledir, buyurdu.147

Herkes, kıldığı namazın, çektiği zikrin, yaptığı tövbenin ve ziyaretlerin kalbine fayda verip vermediğini halka karşı muamelesi ile ölçmelidir.

Hz. Ömer (r.a) der ki: "Siz bir insanı namaz ve orucuna bakarak değerlendirmeyin. Onun doğru sözlülüğüne, kendisine bir şey emanet edilince onu nasıl muhafaza ettiğine, eline dünyalık mal ve makam geçince nasıl davrandığına bakınız."148

Ariflerden Kettanî (k.s): "Tasavvuf, güzel ahlaktan ibarettir." diyor ve ekliyor: "Kimin ahlakı senden güzelse o, tasavvuf yolunda senden ileridedir."

Büyük veli Fudayl b. Iyaz (k.s), güzel ahlaklı olmayı şöyle anlıyor: "Bir kul, bütün insanlara iyi muamele etse, fakat kümesindeki tavuğa kötü davransa, o kimse iyilerden sayılmaz."149

Terbiye olmuş insanın aldığı edep, düzen, temizlik, sadelik ve kibarlık bütün işlerine yansır. Onun kalbi gibi dili de temizdir. Niyeti gibi işi de doğrudur. İçi gibi dışı da edepli ve sevimlidir. Namazı gibi alış verişi de ilahi ölçülere uyar. Onun Yüce Allah ile hukuku ve edebi güzel olduğu gibi, anne babası, ailesi, komşuları, iş çevresi ve diğer bütün cemiyet ile de her işi güzeldir.

Zikri çoğaldığı halde ahlakı güzelleşmeyen, bir mürşide gidip geldiği halde tevazu ve edebi artmayan, devamlı nafile namaz ve oruçla meşgul olduğu halde kalbi genişlemeyen; eli hayır için açılmayan, merhameti çoğalmayan, mümin kardeşlerini vücudunun bir parçası gibi görmeyen kimse niyetini bir kere daha kontrol etmelidir. Çünkü bütün bu hayırların hedefi, insanı güzel ahlaka ulaştırmaktır.

Arifler derler ki: Allah rızasını biricik hedefi yapan bir kulun ilmi arttıkça edebi artar; hayrı çoğaldıkça hayası güzelleşir; dersi ilerledikçe dercecesi yükselir. Allah dostları, ilahi boya ile boyandıklarından her an güzelleşir, her gün tatlanırlar.

İslam alimlerin güzel ahlakı tariflerinden bazısı şöyledir:

Güzel ahlak, Allahu Teala'yı yüceltmek ve bütün halka şefkat edip fayda vermektir.

Güzel ahlak, Yüce Allah'ın ve mahlukatın haklarını güzel korumaktır.

Güzel ahlak, dostları gibi düşmanları gözünde de güvenilir olmaktır.

Güzel ahlak Allah rızasına aşık, kalbi uyanık, gönlü yanık, edepli, iffetli, sevimli, cömert, mert, doğru sözlü, tatlı yüzlü, herkese rahmet olan bir insan olmaktır.

Güzel ahlak, kendisine kötülük edene iyilik etmek, vermeyene vermek, gelmeyene gitmek, yüzünü asana tebessüm etmektir.

Kısaca güzel ahlak, Rahmet ve edep peygamberi Hz. Muhammed'i (s.a.v) her hâliyle örnek alıp bir derece ona benzemek ve yeryüzünde rahmet ahlakını temsil etmektir.

Bütün bunlara da ancak Yüce Allah'ın aşkı ve yardımı ile erişmek mümkündür.

Büyük veli Mevlana Celaluddin Rûmî (k.s), kendisine gelen insanların çoğunun işin zahirinde takılıp kaldığını, aslını, esasını, Allah rızasını, ince sırları, marifet ve hikmetleri ihmal ettiklerini görmüş ve bu üzüntüsünü şöyle dile getirmiştir:

Herkes kendi zannınca oldu gönlümün yârı.

Aramadı hiç kimse gönlümdeki esrârı.

Yine bu büyük arif, kendisinin elde ettiği ve bir hak yolcusunun elde etmesi gereken şeyleri şu manadaki mısralarla dile getirmiştir:

Ömrümün mahsülü üç sözdür heman;

Hâmdım, pişdim ve yandım el-aman.

Gavs-ı Sânî Hz.leri buyurdular ki:

"İnsanlara hizmet ve iyilik etmek isteyen kimse, kendi nefsini ıslah etsin yeter. Nefsini ıslah etmeyen kimse, insanlara gerçek faydayı veremez. Sâdatlar, nefislerini ıslah edip istikamet üzere gittiklerinden, insanların hidayetine ve ebedi saadetine vesile olmaktadırlar."
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.ehliyol.tr.cx
 
Hizmetin Yapanlar Özel Himaye Altındadır
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Gümüş işleme sanatı

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: ® (¯`·.¸.->Hizmet Nimettir :: ® (¯`·.¸.->Gavs-i Sani Hz-
Buraya geçin: